Malatya'nın sosyal kültürel siyasal ve ekonomik yapısı

 

       MALATYA’NIN SOSYAL YAPISI

      Malatya’nın sosyal yapısı bütün özellikleri ile Türkiye sosyal yapısının küçük bir örneğini göstermektedir. Malatya’nın Doğu, Güneydoğu, Güney ve orta Anadolu bölgelerinin hemen hemen kesişme noktasında bulunması nedeniyle sosyal yapısı çeşitlilik ve zenginlik gösterir.

     Yukarı Fırat havzasında yer alan Malatya ülke yüzölçümünün % 1.6 sı olan 12.313 Km 2 alanı ile Türkiye’nin en geniş 22. İlidir. Malatya nüfusu ile Türkiye’nin 14. Büyük kenti, Doğu’nun ise en kalabalık iki ilinden birisidir. İlimizin nüfus yoğunluğu 57 kişi / Km2 dir. Ekonomik ve sosyal yönden çok geniş bir etki alanı bulunması, nüfus üzerinde etkili olmaktadır.

     İl nüfusunun gelişimi 1927 yılında yapılan sayımdan başlayarak değerlendirildiğinde düzenli bir artış görülmediği zaman zaman da azalmalar olduğu görülmektedir. 1935 yılında % 036.71 olan nüfus artış oranı, sonraki yıllarda % 04.81’e düşmüştür. 1950’de nüfus artış oranı % 024.11’e çıkmıştır. Nüfusu 1954 yılında Adıyaman’ın il olarak ayrılması, Kemaliye ilçesinin Erzincan’a bağlanması ile % 068.79 oranında azalmıştır. Sonraki yıllarda artış devam etmiş ve 1985-1990 yılları arasında yıllık artış oranı % 010.60 olmuştur. Nüfus dalgalanmaları ile ilde yaşayanların sayısı sayımdan sayıma değişerek 1927’de 305.708 iken 1935’de 410.162, 1950’de 483.568, 1990’da 702.055 ve 1997 yılında ise 817.000 kişiye ulaşmıştır.
     Şehir nüfusunun en hızlı arttığı dönem 1955-1960 yılları arasında olmuştur. Tarımın makinalaşması ile köylerde iş gücü fazlalığı doğmuş ve şehire göç hızlanmıştır. Ayrıca 1986 yılında Karakaya Baraj gölünün hizmete girmesi ile köyleri baraj altında kalan çok sayıda kişi de yine Malatya’ya göçmüştür. Öte yandan 1994 yılından sonra terör ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle de özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesinin değişik illerinden çok sayıda insan Malatya’ya göçmüştür. Malatya’dan öteki illere gidenlerin büyük bir bölümü ise İstanbul’a yerleşmektedir. Ankara, İzmir, Adana, Mersin, gibi büyükşehirler ikinci sırayı almaktadır. Malatya’ya ilin bütün ilçeleri ile Adıyaman’ın Gölbaşı ve Çelikhan; Elazığ’ın Ağın, Baskil, Palu ve Keban; Erzincan’ın Kemaliye; Kahramanmaraş’ın Afşin ve Elbistan ilçelerinden gelenler olmaktadır.
     1980’li yıllarda şehire göçenler ise çoğunlukla kamu yönetimi ve savunma hizmetlerinde çalışan memur ve askerlerdir. Başta şehir merkezi olmak üzere öteki iskan alanlarına kısa süreli yerleşmelerin en önemli nedeni 2. Ordu merkezinin Konya’dan Malatya’ya kaydırılmasıdır. Şehir merkezine gelen üçüncü grup ise kayısı, elma, meyve, şeker pancarı gibi sanayi bitkilerinin hasadında çalışmak üzere kısa sürelerde gelen mevsimlik işçilerdir.

     Malatya Torosların akarsularla parçalandığı bir alanda yer aldığından nüfus 1000 metreden daha yüksek ovaları ve akarsu boylarında yoğunlaşmıştır. İl nüfusunun % 47.5’i Malatya ovasına yayılan merkez ilçede yaşamaktadır.

     Coğrafi yapı nedeniyle kuru tarım yapılan tarlalara sürekli gidilmesi gerekmediğinden insanların bir arada yaşadığı toplu köyler ortaya çıkmıştır. Malatya köylerinin % 84.7’sini teşkil eden toplu köylere kamu hizmetleri daha kolay götürülmektedir. Sulu tarım uygulaması nedeniyle her an tarım alanında bulunulması zorunlu olan dağınık bir yerleşim özelliği gösteren köyler, Malatya’da % 15.3 oranındadır. Bu tip köylerde sosyal dayanışma zayıf olup, aileler köy alanından ve komşularından uzak yaşamaktadırlar. Bu tip köylere kamu hizmetlerinin götürülmesi de zor olmaktadır.

     Malatya’nın kırsal alandaki nüfus dağılımı, coğrafi yapı ve iklime bağlı olarak şekillenmiştir. Tarım ekonomisinde yapıyı yönlendiren su ve toprak gibi unsurlar nüfus dağılımını da etkilemektedir.

     Türkiye genelinde olduğu gibi Malatya nüfusu da çok gençtir. Ortalama yaş 25.41’dir. 1997 yılında yapılan nüfus sayımına göre Malatya nüfusunun beşli yaş gruplarına göre dağılımında yüksek doğurganlığın etkileri görülmektedir. Bu nedenle yaş piramidinin tabanındaki 0-4, 5-9, 10-14, 15-19 yaş gruplarında büyük yığılma görülmektedir. Okullaşma çağı olan altı ve daha yukarı yaşlardakilerin % 90’ından fazlası okullaşmıştır.

     Ekonomisinin önemli bir kısmını hala tarım ile karşılayan Malatya’da diğer birçok ilde olduğu gibi 12 ve daha yukarı yaşlarda çalışan nüfusun % 64’ü tarım kesiminde görev yapmaktadır.

     Malatya ilinin yüzölçümü 1.231.306 hektar olup, 305.878 hektarı kültür dışı (taşlık, kayalık, su satıhları, yerleşim alanları), 425.045hektarı tarım alanı (tarla alanı, meyve alanı, sebze alanı) ve 500.383 hektarı ise tarım dışı (çayır, mera, orman, funda) alanı oluşturur.
     Malatya köylerinin birinci derece geçim kaynağı % 44 ünde tarla ziraatı, % 17 sinde meyvecilik, % 1 inde sebzecilik, % 16 sında hayvancılık, % 22 sinde işçilik; ikinci derece geçim kaynağı ise % 29 unda tarla ziraatı, % 22 sinde meyvecilik, % 9.4 ünde sebzecilik, % 34.4 ünde hayvancılık, % 4.5 inde köy el sanatları, % 2 sinde ipek böcekçiliği ve % 04’te arıcılıktır.

     Hızlı şehirleşme sosyal ilişkilerde değer, inanç ve tutumlarda bazı değişimlere neden olmuştur. Ancak bu değişmeler geleneksel kültürün tamamen kayıp olmayıp, yeni değerlerle birlikte, ama daha az etkili olarak sürmesini engellememiştir. Aile içi akrabalık ilişkileri şehirde de güçlü ve yoğun olarak sürmektedir. Hızlı şehirleşmeye karşılık aile yapısındaki değişim aynı oranda hızlı olmamaktadır. Her ne kadar çekirdek aileye geçiş söz konusu ise de aile üyeleri desteklenen ve köyle bağlantısı süren bir aile yapısı daha egemendir.

   Yaşlıların kültür değerlerini aktarmaları ve eğitimde görevlerini sürdürmeleri Malatya’da on ve daha çok üyeli geniş ailelerin yaygın olmasına neden olmaktadır. Cemaat özelliği gösteren köy sosyal yapısının şehirleşme ile kayıp olmayıp, akrabalık, hısımlık ve hemşehrilik gibi geleneksel ilişkilerin sürdürülmesini sağlamaktadır. Bu sosyal dayanışmayı sağlarken, geleneksel yapıyı sağlıklı bir şekilde şehre taşımaktadır.

 

MALATYA’NIN SİYASİ YAPISI

1990 genel nüfus sayımına göre Malatya’nın nüfusu 702.055’dir. Kent nüfusunun yüzde 30’unu Alevi, yüzde 70’ini Sünni topluluğu oluşturmaktadır. Alevilerin yoğunlukta olduğu ilçeler Arguvan, Arapgir, Doğanşehir, Akçadağ, Hekimhan’dır. Yeşilyurt ve Darende ilçelerinde ve köylerinde yerleşik Alevilerin sayısı azdır. Pütürge’de ise Alevilerin yerleşik olduğu yalnızca dört köy bulunmaktadır.

Malatya merkezinde Alevilerin yoğun olduğu mahalleler, Başharık, Gürsel, Çavuşoğlu, Özalper (Samanharkı), Çilesiz, Fırat, Küçük Mustafapaşa, Samanlı, Ata, Aşağıbağlar’dır. Diğer mahallelerde az sayıda Alevi yerleşiktir.

Malatya’nın siyasi yapısının zaman dilimi içinde önemli değişimler yaşamış olduğunu görürüz. 1946’da çok partili döneme geçilmiştir. Kurulan siyasi partilerden biri DP’dir. DP halka yapılan baskıların ve yoksulluğun karşısında olduğunu belirterek özgürlüklerin savunuculuğunu yapıyordu. Aleviler, Osmanlı’dan beri horlanmışlar, baskı ve katliamlarla karşılaşmışlardır. DP’nin özgürlük söylemlerine inanan Aleviler, 1950, 1954 ve 1957 yıllarında yapılan milletvekili genel seçimlerinde oylarının yaklaşık olarak yüzde 70’ini DP’ye, kalanını da CHP’ye veriyorlardı. Sünni topluluğunun büyük çoğunluğu (yüzde 70) ise, İsmet İnönü’ye tutkularından dolayı oylarını CHP’ye veriyorlardı. 27 Mayıs 1960 askeri darbesiyle DP kapatıldı. 1961 Anayasası hazırlandı. 1961 Anayasası bazı yenilikler, temel hak ve özgürlüklere ilişkin önemli düzenlemeler içeriyordu. Buna bağlı olarak memurlar örgütlenmeye başladılar. Sivil örgütlerin içinde nicel ve nitel olarak en önemlisi, öğretmenlerin kurduğu TÖS’dü. TÖS’e üye öğretmenlerin tümüne yakını solcu ve demokrattı. Köylerde genellikle TÖS üyesi öğretmenler çalışıyordu. Bu arada, demokrasi ve emek yanlısı TİP’in de yandaşları çoğalıyordu.

1950’li onyıl boyunca DP’ye oy veren Aleviler, bu kez sol partilere yöneldiler. 1965 milletvekili genel seçimlerinde Alevilerin çoğunluğu CHP’ye, bir bölümü de TİP’e oy verdi. Önceki seçimlerde CHP’ye oy veren Sünni topluluğu, bu kez DP’nin devamı olan AP’yi ve diğer sağ partileri desteklemeye yöneldi. Böylece Malatya’da siyasal yapılanmanın üzerinde bulunduğu zemin sürekli değişiyordu.

1973 milletvekili genel seçimlerinde MSP, 29.139; AP, 20.224; MHP, 2.686 ve CHP, 64.442 oy almışlardı. Görüleceği üzere, çalkantılı yılların başlarında, siyasal İslâmcıların ağırlıklı olduğu MSP kentte önemli ölçüde taban oluşturmuştu. Bu siyasal gelişmeler sağ-sol ayrışımını da birlikte getirdi. Sağ siyasi iktidarların (1950’den günümüze sağ partiler iktidardadır) desteğiyle kurulan ve korunarak geliştirilen Komünizmle Mücadele Dernekleri, Ülkü Ocakları, Akıncılar Derneği gibi sağ dernekler güçlenirken; karşıt sol örgütler de oluşuyordu.
Bu ideolojik örgütlenmeler, giderek karşılıklı çatışmalara dönüştü. Sağ örgütler, genellikle dini kullanarak karşıtlarına saldırıyorlardı. Sol örgütler ise, “Demokrasi, eşitlik ve özgürlük” söylemiyle taban oluşturmaya çalışıyorlardı. Siyasal ayrışım körüklendikçe Aleviler sol partilere, özellikle CHP’ye blok halinde oy vermeye yöneldiler. 1977 milletvekili genel seçimlerinde CHP, 99.107; AP, 32.224; MSP, 38.516; MHP, 17.371 oy aldılar. (1)
Bu seçimlerde MHP ve MSP’nin oyları büyük artış göstermiştir. Türkiye genelinde sağ siyasal iktidarlar tarafından körüklenerek geliştirilen ideolojik ayrışımın yoğunlaştığı illerden biri Malatya’dır. Malatya’da Alevi-Sünni ayrışımı yaratmak amacıyla “Mum söndü” tiyatro getirerek Aleviler küçük düşürülmeye çalışıldı. Nitekim Alevilerin bu oyuna tepkileri sert olmuştu. Camilerde de Alevilere yönelik horlayıcı, suçlayıcı vaazlar veriliyordu. “Türk-İslam sentezi” doğrultusunda konferanslar, paneller düzenleniyor, ırk ve inanç ayrılığı körükleniyor, bu ayrımlar üzerinden saldırılar tertiplenmeye çalışılıyordu.
Gelişmelerde, ABD’nin gönderdiği “Barış Gönüllüleri”nin de oldukça önemli etkileri olduğunu belirtmek gerekiyor. ABD, Sosyalist Blok’un gelişmesini kendine yönelik bir tehdit olarak algılamış, bunun karşısında da bazı ülkeleri öncü karakol olarak kullanmayı amaçlamıştı. Türkiye, Sovyetler Birliği’yle karadan ve denizden komşuydu. Bu yüzden, Türkiye ABD için önemli bir ileri karakol işlevi üstlenebilirdi, ancak bunun için Türkiye’nin Sovyet nüfuzuna girmesini önleyecek tedbirler almak gerekmekteydi. Türkiye’deki devrimci gelişmeler ve örgütlenmeler, bu amaçla engellenmeye çalışıldı. Devrimci ve demokrat kitle örgütlerinin karşısında duracak ırkçı-şeriatçı örgütlenmelere yönelindi. Bununla da yetinmeyen ABD, özel yetiştirilmiş uzmanlarını Barış Gönüllüleri adıyla Türkiye’ye göndermeye başladı. Barış Gönüllülerinin, Türkiye’deki feodal, etnik ve mezhepsel (Alevi-Sünni, Kürt-Türk) ayrışımın yoğun olduğu bölgelerde (Doğu, İç ve Güneydoğu Anadolu) çalışması isteniyordu. Her türlü gereksinmeleri karşılanan Barış Gönüllüleri, istenilen bölgelerde görevlendirildiler.
Barış Gönüllüleri, Türkiye’de ne iş yapacaklardı? Gelişlerinin nedeni gerçekten barış için olamazdı, çünkü Türkiye’de o dönem iç savaş yoktu. Eğer barış istiyorlarsa öncelikle kendi ülkelerine baksınlardı. ABD’deki Kızılderililere yönelik baskı ve soykırımına engel olsunlar, kendi ülkelerinde iç barışı sağlasınlar, Vietnam’a ve Kore’ye asker gönderilmesini engellesinlerdi. Elbette, kendi ülkelerindeki olumsuzlukları görmezlikten gelerek Türkiye’de barışı sözümona sağlamaya gelmelerinin altında gizli bir amaç bulunmaktaydı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da feodal yapının halen önemli ölçüde devam ettiğini iyi bilen ABD, bu bölgelerdeki aşiretler, inançsal topluluklar arasındaki çelişkileri saptamaya çalışıyordu. Barış Gönüllülerinin bir bölümü Malatya’da çalışmaya başladı. Öncelikle Alevilerle Sünnilerin iç içe yaşadığı ve yoğunlukta olduğu ilçelerde çalışmayı yeğlemişlerdi. Barış Gönüllülerinin çalışmalarından kuşku duyan Akçadağ’ın köylerinden bir grup (Süleyman Kırteke, Reşoali Erdoğdu, Köse Polat, Teslim Töre ve arkadaşları) ortak bildiriyle tepkilerini duyurmaya çalıştılar, ama tutuklanarak cezaevine konuldular. Malatya Ağır Ceza Mahkemesinde, 1969/158 nolu dosyayla yargılanan bu kişiler, daha sonra beraat ettiler. Malatya'daki gerici ve ırkçı saldırılar, Barış Gönüllülerinin Malatya'da çalıştıkları dönemde başlamıştı. Böylece ideolojik ve inançsal ayrışım saldırıya dönüştü.


                        MALATYA'NIN EKONOMİSİ

Özellikle son yıllarda Malatya'nın zengin iş adamı evlatları memleketlerine yatırıma yöneldi..Son 10 yıl baz alınırsa ülkemizde en hızlı gelişen ve sanayileşen şehirlerinden biri olduğumuz görülür..Bu sanayileşme hamlesi,doğu ve diğer komşu illerden memleketimize göçler olmasına sebebiyet vermiştir..Özellikle Adıyaman'dan birçok sülalenin yarısı Malatya'ya yerleşmişlerdir..

   Malatya'da birçok genç bu fabrikalarda günde 3 vardiya çalışmaktadır..Elazığ gibi bir saat ötemizdeki komşularımızda işsiz gençlerin bir alternatifi yokken biz Malatyalıların boşta kalınca bir fabrikada kolayca iş bulup çalışmaları bir nimettir..Kadrini kıymetini bilmemiz lazım..

   1.Organize sanayi bölgesinin dolması neticesinde 2. organize sanayi bölgesi yeni yapılan fabrikalara ev sahipliği yapmaya başlamıştır..En son 35 fabrikanın temelini Sayın Recep Tayyip Erdoğan atmıştı.. Artık Kayseri-Gaziantep-Konya gibi Anadolu Aslanlarının yanında Malatya da zikredilmeye başlandı..

TARIM,SEBZE VE MEYVECİLİK..

      Turunçgiller dışında hemen hemen tüm meyvelerin yetiştiği ve bir meyve üretim bölgesi olarak nitelenen Malatya'da, bitkisel üretimin en önemli kolu meyveciliktir. Malatya halkının birçoğu geçimini tarım yapmakla sürdürür. Özellikle kayısı, arpa, buğday, mısır, çavdar, pirinç, nohut ve mercimek Malatya'da yetiştirilen en önemli tarım ürünleridir. İlimizde tarım çeşitlilik kazanmıştır. Tarıma ayrılan alanlarda tahıl ekimi ağırlıktadır. Sanayi bitkilerine ayrılan yer, sebze ve meyve üretimine ayrılan alanlardan daha fazladır.Doğu Anadolu Bölgesi içinde sanayi bitkileri tarımının en çok geliştiği il Malatya'dır. Birinci sırayı şeker pancarı alır, onu sırasıyla tütün ve başka bitkiler izler. İlimizde bağcılık ve meyvecilik de gelişmiştir. Bütün Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki bağların yaklaşık yarısı Malatya ilindedir. Çeşitli meyveler arasında özellikle kayısı, ilin ticaretinde önemli bir yer tutar. Malatya'da yaklaşık beş milyon kök kayısı ağacı bulunmaktadır. (Bu sayı her yıl daha da artmaktadır.)

Battalgazi ilçesi sınırlarında özellikle domates, biber, patlıcan, lahana, ıspanak, salatalık ve maydanoz yetiştirilir. Çarmuzu Mahallesi ekim alanlarında lahana, pırasa, ıspanak, salatalık ve maydanoz yetiştirilir. Karakaya Baraj Gölü'nün kenarında ise kavun, karpuz ve üzüm bolca yetiştirilmektedir. Yazıhan Ovası'nda yetiştirilen şeker pancarı, Malatya Şeker Fabrikası'nın ihtiyacını büyük ölçüde karşılamaktadır. Burada önemli miktarda patates, pirinç ve tütün tarımı da yapılmaktadır.

Yeşilyurt, Gündüzbey, Tecde, Yakınca kasabalarında yetiştirilen dalbastı kirazı meşhurdur. Bu meyve yurtdışına ihraç da edilir. İlde sulanabilen arazilerde vişne, elma, armut, şeftali, ceviz, kızılcık, erik, dut, nar, üzüm ve kayısı ağaçlan önemli bir yer tutar.

Nohut ve mercimek ise sulanamayan arazilerde ekilmektedir. Kuru fasulye tarımı en fazla Akçadağ Ören ile Doğanşehir yörelerinde yapılmaktadır.

HAYVANCILIK

     İlimizde bulunan toprakların yaklaşık yüzde 55'i mera ve çayırlarla kaplı olduğundan, hayvan yetiştirilmesi için iyi bir ortam mevcuttur. (Karakaya Barajı'ndan sonra bazı köylerde hayvancılık bitmiştir.) İlin hayvan varlığında koyun sayısı 500,000 'i aşar, koyunu çok gerilerden kıl keçisi izler. Malatya'da hayvancılığın gelişmesinde Sultansuyu Harası (günümüzde tarım işletmesi) olumlu rol oynamıştır. 1929 yılında kurulan bu haranın atçılık, sığırcılık, koyunculuk ve tavukçuluk şubeleri bulunmaktadır. Son yıllarda Malatya'da modern bir şekilde besicilik, süt inekçiliği ve tavukçuluk yapılmaktadır. Ayrıca daha önce ırmak balıkçılığı şeklinde yapılan küçük balıkçılık, Karakaya Baraj Gölü'nün oluşmasıyla kenar köylerde yaşayan halkın geçim kaynağı olabilecek şekilde büyümüştür.

 

  BALIKÇILIK

Fırat Nehri'nde, Karakaya Barajı yapılmadan önce de balıkçılık yapılıyordu. Karakaya'dan önce nehirde özellikle büyük ağlarla yapılan avlarda sarı sazan balığı avlanıyordu ve sadece Malatya'da satılıyor, çevre illere ulaştırılamıyordu. Bu avlanmada "kelek" adı verilen basit ve ucuz yapılı bir kayık kullanılıyordu. Kelek, altında şişirilmiş otomobil iç lastiği, üzerinde ise tahtadan oturma yeri olan ve su üzerinde ulaşımı sağlayan bir araçtır. Karakaya Baraj Gölü'nün oluşmasından sonra, geniş çapta aynalı sazan, sarı sazan ve turna balığı avlanıyor. Avlanan balıklar ilimizin ihtiyacını karşıladığı gibi, çevre illerimize ve hatta İstanbul'a bile gönderilmektedir. Şişman Çayı, Tohma Çayı ve Sultansuyu'nda da olta ve serpme ile balık avcılığı yapılabilmektedir.

MADENLER VE ENERJİ

Malatya, oldukça zengin yeraltı kaynakları olan bir ilimizidir. İl sınırları içindeki en önemli yeraltı kaynağı, Hekimhan ilçesi sınırları içindeki Hasançelebi'de bulunan demir yataklarıdır. Hekimhan'dan başka Darende ve Pütürge ilçelerin­de de zengin demir cevheri bulunmaktadır

Hekimhan ilçesinde elde edilen demir filizleri trenle İskenderun Demir Çelik Fabrikası'na gönderilmektedir. İl sınırları içerisinde ayrıca profilit, linyit, alüminyum (boksit), krom, asbest ve mozaik bulunmaktadır. Malatya il sınırları dahilin­de bulunan zengin yeraltı kaynaklarını bir an önce ekonomiye kazandırmak için, herkes üzerine düşen görevi yerine getirmelidir.

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !